Archive for the ‘Aşk Hikayeleri’ Category
Gerçek Aşk Mı
Ben Asel,üniversite öğrencisiydim.Aynı sınıftan bir kız arkadaşla ev tutmuştum.İki kişi bir evde kalıyorduk.Gece yarısıydı.arkadaşım tutturdu hadi bara gidelim.Ben olmaz çok uykum var dedim ama beni dinlemedi muhakkak benle geleceksin dedi bende buna daha fazla karşı koyamadım.Giyindik ve beraber o zamanların en meşhur olanı, tüm gençlerin eğlendiği rüzgar bara gittik.Kapıdan içeri girdik.Birde ne görelim bizim sınıfın en manyak olan insanı Manyak Rıfat’ı gördük.Arkadaşım Melek ve ben çok şaşırmıştık.Ben Manyak Rıfat’tan nefret ederdim.Arkadaşım Melek ise Rıfat’a sırılsıklam aşıktı.Manyak Rıfat’ta bizi görmüştü.Rıfat bize baktığında Melek çok heyecanlanmıştı. Bizi yanına çağırıyordu.Ben duymamazlıktan geliyordum ama Melek heyecandan bayılcak gibiydi lütfen beni yalnız bırakma diyordu.Ama ben biraz daha ısrar edersen burayı terk ederim diyordum.Melek’te peki öyle olsun ,dediğin gibi olsun, ben Rıfat’ın yanına gidiyorum ne halin varsa gör diyordu.Bende barın içecekler bölümüne gittim.Kendime tam beyaz şarap isterken bir bey yanıma geldi ve bana çok güzel olduğumu söyledi.Bende hangi terbiyesizle görüşüyorum acaba dedim.Karşımda duran bey ise adının Serdar olduğunu ve çok kaba olduğumu söyledi.Çok şaşırmıştım hayatımda ilk kez karşılaştığım bir bey bana kaba olduğumu söylüyordu.Kızgınlıkla ve şaşkınlıkla yüzüne bakıyordum.Serdar bana dilini mi yuttun diye saçma bir soru sordu.Bende terbiyesizlerle konuşmam dedim.Serdar bana çekinmeden birde adımı sordu.Ben bu kadar patavatsızığa yeter dedim ve Serdar’a tokat attım.Dj de tam barda çalan müziği değiştirip başka bir müzik çalıcaktı.Yani ben tam tokat atarken müzik çalmıyordu ve herkes müziğin çalmasını bekliyordu.Ben Serdar’a tam tokat attığımda herkes bize doğru bakmıştı.Çünkü ben bu kadar patavatsızlık yeter diye bağırmıştım.O anda kafamı Melekle Rıfat’ın bulunduğu yere çevirdim ve bana bakıp ikiside gülüyordu.ne yapacağımı bilemedim Serdar’ın yüzüne çekinerek baktım ve herkes yanımıza toplandı.Dj halen daha müziği takmıyordu çünkü oda bize bakıyordu.Bar görevlileri yanımıza doğru geliyordu.Serdar benim gözlerime soluksuz uzun uzun bakıyordu.Ne yapmalıydım ben ağlamak istiyordum ama ağlıyamıyordum.Bar görevlileri sorun çıkmasın diye bizi dışarıya çıkardı.Serdarla tam başbaşa kalmıştık derken birden Melek ve Rıfat yanımıza gelmişlerdi.Serdar tam bana birşey söyleyecekken
Rıfat, Serdar’ı yanımızdan kovdu.Melekle beni ise arabasına otutturdu ve evimize bıraktı.Evimize vardığımızda Melek bana bu konu ile ilgili sorular yağdırmaya başladı başlamaz hemen odama çekildim ve kapıyı kitledim.Çünkü kafam,beynim hiçbir soruyu kaldıramayacak kadar yenik düştü.İçimi bir suçluluk duygusu kaplamıştı.Çünkü Serdar’ı tüm bar da ki insanlara rezil etmiştim.Bu tür düşüncelere dalıp sabahı etmiştim ve sabah olmuştu.Okulum vardı ama okula hiç gitmek istemiyordum ve gitmek zorundaydım.Melek odamın kapısını çaldı ve beni sordu. bende giyinip geliyorum bekle dedim.Melek te bekliyeceğini söyledi.Giyindim ve Melekle okula doğru ilerliyorduk ve sonunda üniversiteye geldik.Gazetecilik bölümünde okuyorduk ve sınıfa girdik.Manyak Rıfat beni görür görmez o saçma sapan espiriler başlamıştı.Bu manyak Rıfat dün bar da neler olduğunu, bütün herşeyi anlattı.Sınıftaki herkes benle alay etmeye başladı.Melek beni teselli etmeye çalışıyordu. Bende sınıftaki hiçbir arkadaşımla konuşmuyordum.Bu gün için okul bitmişti.Okulun kampüsüne oturup biraz dinlenmek istediğimi söylemiştim Melek’e. Melek ise , Asel saçmalama hadi eve gidelim diyordu ama ben ısrarla tek başıma dinlenmek istediğimi söylemiştim.Melek te peki öyleyse eve gecikme demişti.Bende tamam demiştim.Melek eve gitmişti ve ben gene düşüncelere dalmıştım.Ne olmuştu bana niye bu kadar çok Serdar’ı
düşünüyordum.Kendimi suçlu hissettiğim için mi yoksa aşık olduğum için mi derken birden karşımdaki sandalyeye o oturdu Serdar oturdu.Çok şaşırmıştım.Gözlerime inanamıyordum.
Serdar gözlerime soluksuz bakıp ellerimi tuttu.Ellerim heyecandan titremeye başlamıştı.Serdar, heyecanlanma gülüm, sen haklıydın hiç bir insan tanımadığı kişiyle konuşmaz,sen bana tokat attın diye ben sana hiç kızmadım, ben senin adını zaten biliyordum ve seni tanıyordum diyordu.Ben Serdar’ın bu laflarına çok şaşırmıştım ve ona beni nerden tanıdığını sordum.Meğersem bana uzun zamandır aşıkmış ama bunu bana diyemiyormuş.Aynı üniversitede okuduğumuzu söyledi.Bölümünü sordum iç mimarlıkta okuduğunu söyledi.Böylece kaynaşmıştık ve arkadaş olmuştuk.Benimle sevgili olmak istediğini söyledi ama ben biraz daha zaman istediğimi söyledim.Eve gittim ve olan biten herşeyi Melek’e anlattım.Melek çok şaşırdığını belirtti.Melek te bana Rıfatla çıktıklarını söyledi ve ben çok şaşırmıştım ama Melek adına sevinmiştim.Ben Rıfat’ı sevmem ama inşallah mutlu olursunuz demiştim.Bana teşekür etti.Bende güldüm.Günler geçmişti.Benle Serdar çıkmaya başlamıştık, çok mutluyduk.Bir gün Serdar’ı eski sevgilisi rahatsız etmeye başlamıştı.Onunla tekrardan başlamak istiyordu.Serdar ben üzülmeyeyim diye bana hiçbir şey anlatmıyordu.Okulun sonuydu.Mezuniyet balomuz git gide yaklaşıyordu.Serdar’ın eski sevgilisi Ebru Serdarla beraber baloya gitmek istiyordu.Çünkü Ebru’yla aynı üniversiteye gidiyorduk.Ebru Serdar’ın peşini bırakmıyordu.Bir gün Ebru Serdar’a Baloda beraber eşleşeceğiz yoksa bütün herşeyi şu yeni sevgiline anlatırım adı Asel di öyle değil mi? diye soru soruyordu.Serdar ise Asel’in adını ağzına alma diyordu.Baloda senle ölsemde eşleşmeyeceğim.Şimdi bizi rahat bırak ben Asel’i seviyorum seni değil, ne istiyorsun bizden söyler misin ne? der.Ebru ise seni isterim der.Serdar bulunduğu yeri terk eder.Ebru Serdar’ın bu sözlerine çok sinirlenir ve intikam almak için yemin eder.Bir gün Serdar ile Asel baloda giyecekleri kıyafet için alışverişe çıkarlar. Ebru bunları gizlice takip eder ve birden karşılarına çıkar.
Aniden Asel’in yanında Serdar’a sarılır, onu dudağından öper.Asel ve Serdar neye uğradıklarını şaşırırlar.Asel Serdar’a Ebru’nun kim olduğunu sorar.Serdar ise tanımadığını ,bir sapık olabileceğini söyler.Ebru Serdar’a saçmalama aşkım ,canım sevgilim beni tanımadın mı aşk olsun
ben senin unutulmaz aşkınım Serdarcım unutulmaz aşkınım.Asel ise Serdar’a bu ne demek der ve bulunduğu yeri terk eder.Serdar Ebru’ya, istediğin oldu mu, bu başardın mı? senden nefret ediyorum ,seni sevmiyorum bunu niye anlamıyosun.der ve Asel’in yanına gider.Asel’i çok buluştukları yerde sahil kenarında ağlarken bulur.Serdar Asel’e ben seni seviyorum ona inanma.der.Asel ise bu yüzden bana yalan söyledin öyle değil mi.Bu arada Ebru’yu eski erkek arkadaşı arar ve yeniden sevgili olmak istediğini söyler.Ebru da bunu kabul eder.Serdarla Asel’in peşini bırakır.Ama artık çok geçtir.Çünkü Asel, Serdar’ı terk etmiştir.Serdar Asel’le, bana hiçmi güven miyorsun?Asel ise Serdar’a sen bana yalan söyledin der.Serdar Asel’e, inanmıyormusun bana, gerçek aşk mı seninki Asel der
İlk Aşk
İlk aşkı ilanımın olduğu senedir 2006. İlk aşk acısı çektiğim sene olacaktı 2006 ilk aşk mutluluğuna ulaştığım sene olacaktı 2006…
Lise 2 2.dönem başları.İlk defa bir kıza hoslandığımı söyleyeceğim. Ama araya teknoloji girdi mesajla ettim ilanı aşkımı
. Eski sevgilisinden ayrılalı bir hafta kadar olmustu. Oysaki çoktan anlamıs sevdiğimi cevap olarak bakışlarından belliydi demişti. Ama sevgili olmaya niyeti yoktu. Aradan biraz zaman geçti ve bana “Sana karşı bir hissim yok olmamıstıda ama bir deneyelim” dedi. Beni sevmediğini bile bile kabul ettim. bir hafta sonuydu o gün bir cuma günü. Aradan 2 gün kadar geçti ve bana “seni sevmeye başladım” dedi. Aradan 2 saat kadar geçti. 2 saat sonra sırtımdan vurulmustum. 2 saat sonra umutlarım yıkılmıstı. “Olmayacak ayrılalım” dedi. Napcamı bilmiyordum 1 hafta sus pus geçti. Unutmak için baska bir kızı seçmiştim ama oda eski sevgilisi için bıraktı 2. kez sırtımdan vurulmustum. Zaten yaralıydım. bir gece yarısıydı telefonuma bir mesaj geldi. Seni Seviyorum diye. Mesajı gönderen ilk aşkım olan kızdı. Herkeze süpriz olmustu bana dönmesi. Bana bile süpriz olmustu. Herşey güzeldi. 2hafta geçmişti aradan bir çarşamba günü elini tutmak istedim. elini çekivermişti elimden. Hissetmiştim ayrılığı o gün çıkısta arkadaslara söylemiştim beni terkedecek diye. Hayır seni seviyor terketmez demişlerdi. Bir gün geçmişti aradan. Her sabah yanıma gelen sevdiğim bu sabah uzaktan yürüyordu. ben gittim yanına moreli bozukru “Noldu” dedim.”Söylemek istediğim ama söyleyemeyeceğim bir şey var”demişti anlamıstım zaten anlamıstım bir kez daha vurulacağımı. içeri girdik sınıfa çıktık hiç yaklasmıyordu bana. bir kız arkadasım sormustu “noldu” die. sevdiğim ise “ben ondan ayrıldım ama onun haberi yok” demişti o arkadasa. biliyordum vurulacağımı biliyordum ayrılık acısı tadacağımı. o gün en sevdiğim arkadaslarım okulda yoktu 2 ders boyunca zindan olmustu sınıf bana. ama birden çıkıp geliverdi o arkadaslar konusmuslardı sevdiğimle. Meğer akrabaları görmüş ben onu öpreken babasıda ayrılmamızı istemiş. bir sonuç bulmuslardı. sadece sınıfta sevgili olacaktık dısarda iki arkadas gibi kalacaktık. ağlamaktan kıpkırmızı olmustu o zman sevdiğim kız. sonra karar alınınca hafiften kosrak geldi yanıma GÖZLERİ GÜLÜYORDU geldi ve giriverdi koluma “AŞKIM” dedi. yeniden doğduğum andı o kelime. eve gitme vakti gelivermişti. ama içim rahat değildi gene bırakacağını hissediyordum ve ertesi gün gene ayrılık. daha çok erken demişti ciddi birşey düşünmüyorum demişti zamanı gelinceye kadar kimseyle olmayacak demişti. aradan bir hafta geçmişti bir beden dersiydi dısarıda kankamla geizyordum. bi anda içim yanıverdi. Çok erken diyen sevdiğim kız eski sevgilisiyle beraberde soluğu sınıfta alıvermiştim. ağlamaktan gözlerim kızardı. Kankamı zor tutuyordum beni üzgün görmeye dayanamazdı canım kankam. sordum “sevdiğim niye böyle yaptın hani erkendi senin için” bana kısa bir cevap verdi ” bende o da ciddi deiliz”. ben baskasıyla görünce dayanamaz olmustum artık baska bir sınıftan kız geldi ve “bende ayrıldım acımızı paylasalım unuturuz” demişti o kızıda çok severim en sevdiğim arkadaslarımdan biridir. ama olmuyordu. Baskasıyla çıkmasına rağmen ben onu bekledim baskasıyla el ele olmasına rağmen ben onu bekledim içim yanıyordu vazgeç diyorlardı vaz geç hayır yok ondan sana diyorlardı vazgeçmiyordum 1 ay koskaca bir ay konusmadım aynı sınıfta olmamıza rağmen konusmadım. üstüne üstlük sınıftakilerde zıt gidiyorlardı ona bense dayanamayordum yapma arkadasım diyordum üzenlere yapma nolur. ama birgün bele konusmak istemiş bende kıramadım tamam dedim. Hani seviyorum canımı istese veririm. baya bir konustuk. artık gülüveriyordu sabahları yüzüme 1 bilemedin 2 gün geçti artık evime gelmeye basladı. eve geldiği gün akşam olmus evne götürüyordum aradan biraz zman geçti ve sevgilisinin sanal ortamda onu aldattığını öğrenmişti bana msj attı senden çok özürdilerim sevgine layık olacağım diye. yaş 17 ne acılar tattım, yaş 17 ne hüzünler yaşadım yaş 17 ne umutlar kaybettim, kazandım,artık bendeydi ayrılmamak üzere
bilmeyen yoktu sevdamızı hocalar annem babam kısa bir süre sonra oda söylemiş annesina babasına onlardanda izin gelivermişti ama ağbi sorunu vardı şimdide attığım mesajları görmüş ve tel hattını kırmıstı görüşemedim bir daha aradan bir ay geçti bir kez yüzünü görmedimen yakın yazamanda görme dileğim var içimde Sevgi ile saygı ile…
Ayrılık Sevenlerin Kaderi Mi
onu cooooooooook hemde cooooooook seviyorum ve kimseyle paylaşamıyorum yaşadıklarımı artık tek siz bileceksiniz emin olun ki en yakın dostum bile bilmiyo…bn 14 yaşındaydım oturduğumuz şehirden başka bi şehire taşınınca 8. sınıfı farklı bir okulda okumak zorunda kalmıştım arkdşlarmdan ayrılmak bni çok üzmüştü okulun ilk günüydü daha dün gibi hatırlıyorum onu görür görmez öyle bir aşk ki bu vuruldum ona ve meğerse aynı sınıftaydık aklımda sadece o vardı okula sadece onu görmek için gidiyodum diyebilirim ne ders dinliyodum nede başka bişe kilolu bi kız olan bn onun aşkı sayesinde kilo verdim yemek yiyemiyodum ki!kızlarla sdece onun hakkında bilgi alabilmek için knşyodum öyle kadersizim ki mumla arasam bulamayacağım kdr serseri zampara bi cocuktu o bnden 1yaş büyüktü daha 15 yaşında sigara içiyodu kız peşinde koşuyodu bni bile fark etmiyodu ama bn yılmadım ve ona okulda herkezin içinde onu sevdiğimi söyledim ve belkide sırf bnmle dalga geçmek için bna çıkma teklif etti bnde sonunu düşünmeden kabul ettim tek düşündüğüm bni sevmesiydi ewt oldu sevdi bni zamanla sevdi ve biz onla öpüştük dudakları dudaklarıma her değdiği an dünyanın en mutlu insanıydım yaaa bn hala kandırıyorum belkide kendimi belkide hiç sevmedi bni çok umrumda değildi işte veeeeeeeeeeee şimdi 16yaşındayım oda 17 hala çıkıyoruz çok kez ayrıldık hatta bi tanesi 5ay sürdü ama ona olan sevgim hiç azalmadı o mu o eğer bağırmak,zorla istemediğim şeyleri bna yaptırmak,bnm yanımdayken bile utanmadan kızlar bakmak sevgiyse seviyo bni ALLAHA AZMI DUA ETTİM SANIYOSUNUZ YA ODA BNM ONU SEVDİĞİM GİBİ GERÇEKTEN BNİ SEVSİN YADA YÜCE RABBİM ONA OLAN BNDEKİ BU BÜYÜK AŞKI SÖKSÜN ALSIN BNDEN YOKSA O BNİ ÜZMEYE DEVAM EDERSE ONSUZLUĞA DAYANAMAYACAĞIMDAN KENDİMİ ÖLDÜRCEMMM…
İmkansızları Yaşamak Aşk Hikayesi
merhaba.sizlere bu hikayeyi anlatırken beni cok iyi dinlemenizi istiyorum.Yasım daha 8 iken hayatın bana nasıl bir oyun oynadıgının farkında bile degildim.Babamın Adıyamandan bir askerlik arkadası vardı.Bundan yaklasık 12 sene önce babamın o arkadasının kızının beyninde tümör varmıs ve amelıyat olması gerekıyomus.Amelıyatı adanada olması gerekiyomus ve bize geldiler.1 ay fılan bizde kaldılar.Ahmet abinin 5 kızı vardı.Hatta bır taneside geçen sene ölmüş trafik kazasından dolayı.Ben daha cocuk yastayken daha aşkın ne oldugunu bılmedıgım zamanda ben bu kızı düşünmeden yapamıyordum.Neyse bunlar adıyamana gıttıler kızıda iyileşti.Aradan 1 kac sene gectı yıne bıze geldıler ama bu sefer zıyarete geldıler tatıl için.Bızde adıyamana gittik mısafırlıge cagırdılar yanı her sene olmasa bıle 2 seneye bır kızı gorebılıyodum.Ama basıma oyle bırsey geldıkı.Gecen sene yaz tatılınde adıyamana gıttık.Benım içim içime sıgmıyor cunku aradan ne kadar zaman gecmişti ve ellerım ayaklarım tıtrıyodu.Gece bız adıyaman geldık ewlerıne gıttık.ben içeriye gırerken heycandna ölecek gibiydim.ama ne yazıkkı uyumus ve sabaha kaldık.sabah oldu gozlerımı acar acmaz benım gozum onu arıyordu.ve sonunda gozgoze geldık.işte o anın hiç bitmemesı için Allahıma yalvardım.Oglen oldu babamlar carsıya gıtmıslerdı.evlerınde ben,abım,annelerı ve5 kız kardes vardı.balkonda sıgara içeyim derken annesı yanıma geldı bıraz konustuk.sonra o geldı ve bana terasa cıkalım mı dedı?bende saskından ne dicegımı bılemedım.tabıkı bunu annesı yanımızdan gıttıkten sonra dedı.neyse bız dama cıktık ve sohbet etmeye basladık.Hayatımın en guzel dakıkaları o andı ve mutluluktan nerdeyse havalara ucackatım.bana sevgılın varmı dedı bende yok dedım.senın varmı dedım onunda yokmus.Ama ben bır turlu fırsatını bulupta onu sewdıgımı soyleyemedım.o sırada babamlar geldı yemege cagırdılar.Ertesı gun oldu artık gıdıcektık.dısarda babası gılle vedalasırken annem mutfakta agladıgını gormus.Ve ben bunu yoldayken ogrenıyorum ve o an gozlerımden akan yaşlar adanaya gıdene kadar hıc ama hıc bı snaıye bıle durmadı.Ben boyle dusunuyorum.Yuce Allah benı ve onu ıkımız için yaratmıs.cunku ben erkek olsam onun gıbı o erkek olsa benım gıbı olurdu kesın.bunu anlayabılıyorum.dıs gorunus olarak dusunce yapısı olarak herseyımız aynı.Ama su anda ınanın cok mutluyum cunku su an ıkımızde bırbırımıze cok yakınız ve mutluluktan havalara ucuyorum sankı.Ama nasıl olurda boyle olur.Bizim hayatlarımız cok uzaklardaydı o nerdeydı ben nerdeydım ama şimdi bir nefes kadar yakınız bırbırımıze.Şimdilik hepınıze cok tesekkur ederım okuduysanızda okumadıysanızda.Dewamını sonra yazıcam.ıyı gunler arkadaslar.
Aşk Diye Birşey Varmıdır
Aşk var mıdır dünyada diye çevremdekilere soruyorum.Kimse cevap veremiyor.Sonra dönüp kendime soruyorum derinliklerden bir ses duyuyorum.Şaşılacak bir ses bu ,çünkü ruhumun sesi,bedenimin haykırışları….’Hayır diyor dünyada aşk diye bir şey yoktur.Sadece sevgi vardır.Sonuna kadar gitmektir bunun diğer adı.Yalan karışmadan,ihanet karışmadan sonuna kadar yüreğini koymaktır’.Evet ben aşka inanmıyorum.Çünkü yalan,sabun köpüğüne benzeyen,dokunduğun zaman ,sevdiğini sandığın kişiye sahip olduğun zaman biten bir şey ve ben bu şeye olan güvenimi yıllar önce yitirdim.Çok tanıyorum aşık olduğu kişi için intahara kalkışan şahısları sonra birleşince sonuç ilginçtir ki balon gibi sönen aşklar çıkıyor karşımıza.Bence insan gerçekten birini seviyorsa onun için ölmemeli onun için sonuna kadar yaşamalı ve savaşmalıdır.Sevgi de böyledir hiç bir zaman bitmez.Hatta ölünce bile bitmez.Çünkü ruhlar ölmez.Sonsuza kadar yaşarlar.Gerçek sevdalılar birbirine yıllar sonra da hiç sıkılmadan,bıkmadan,hala kılına zarar gelmemesi endişesiyle bakarlar.Saçlarına karlar yağdığı zaman bile sevgileri destansılıktan ödün vermez.Melekler gerçek sevenleri sonsuza kadar korur.Şimdi size soruyorum tüm kalbinizle cevap verebilir misiniz?Aşk diye bir şey var mıdır?
Yaşanmış Aşk Hikayesi
ANLATTIĞIM HİKAYE TAMAMEN GERÇEKTİR.
1998 YILININ İLK AYLARI BİZİM MAHALLEYE ELİF İSMİNDE GÜZEL ALIMLI VE O KADAR DA GİZEMLİ BİR BAYAN TAŞINDI.ADI ELİF.BİZİM MAHALLENİN YAĞIZ DELİKANLILARI HAYRAN OLDU ELİFE.TABİ BİZMİ ALİ’DE.HERGÜN KAPININ ÖNÜNDE ELİF’İN GELMESİNİ BEKLEMEYE BAŞLADI.ZAMAN GEÇTİKCE ALİ İYİCE TUTULDU BU ELİF’E.NERDEN BİLİRDİKİ ELİFE OLAN SEVGİSİ HEM KENDİNİ HEMDE ELFİ MAFFEDECEĞİNİ.ALİ KARAR VERDİ VE ELİFİN YOLUNU KESTİ.
_KONUŞALIMMI BİRAZ ELİF..
_İŞİM VAR
_2 DAKİKA BİLE SÜRMEZ
_TAMAM
_SANA AŞIK OLDUM BEN ELİF
_OLMAZ ALİ BU İKİMİZİNDE SONU OLUR
_GİDİYORUM BEN
ALİ DELİRMİŞ GİBİ KOŞTU ARKASINDAN KOLUNDAN TUTTU.
_KİM ELİF KİM ÖLDÜRECEK BİZİ.SENDE SEVİYOSUN BENİ.NEDEN OLMASIN.
SONRA ELİF ANLATIR.
_BER PAVYONDA ÇALIŞIYORUM PATRONLARIM BUNA İZİN VERMEZ.
_EVLENİRİZ GİDERİZ BURALARDAN
KIZI İKNA EDER VE BERABER KALMAYA BAŞLARLAR.ALİ BU ARADA NİKAH İŞLEMLERİ İÇİN UĞRAŞIR.BİR GÜN AKŞAM EVE GELDİĞİNDE ELİFİ BULAMAZ.ÇINGINA DÖNER.VE PAVYONA GİDER.ELİF’İN ORADA ERKEKLERİ EĞLENDİRİRKEN GÖRÜNCE KOLUNDAN TUTAR VE
_GİDİYORUZ DER.
BU ARADA PAVYONUN KORUMALARI ALİ TUTARLAR VE ARKA SOKAKLARA GÖTÜRÜRLER.
ELİF GÖZYAŞLARINI İÇİNE AKITARAK ZORAKİ BİRİLERİNİ EYLENDİRİRKEN, ALİYİ O ARKA SOKAKLARDA TEK KURŞUNLA ÖLDÜRÜRLER.ALİ SON NEFESİNİ VERİRKEN ELİFTE O ANDA MÜŞTERİNİN TABANCASIYLA KAFASI KURŞUNU SIKAR VE BÜYÜK BİR AŞK BÖYLECE TOPRAKTA SON BULUR.
Bu Kadar Sevebilirmisiniz Aşk Hikayesi
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez…. Biri tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç… Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında…. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra…
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu… Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki… Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü… Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler… “Senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adam “Hayır, ben senin için ölürüm” diye yanıt verirdi hep…
Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü kadın, “Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak….” Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma” Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı… Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten….
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı.
Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde “satılık” levhası asılı olan. “Ne dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı…” “Sen istersin de ben hiç hayır diyebilirmiyim?” diye yanıt verdi adam. “Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı… Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık….”
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla.
Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: “Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut…”
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat” diye dil döktü boş yere… Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği…
Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, “Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım” diye sözünü kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya….” “Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı…. Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı… Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü adamın…
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkar etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak isterim seni” diyecek oldu ama kadın, “defol” dedi nefretle…
İlk celsede boşandılar… Modern bir aşk hikayesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın.
Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin kalması için dua ediyordu.
Aradan bir yıl geçti… Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. “Sen, buraya ne yüzle geliyorsun” diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: “Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü.
Geçen yıl Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi…” Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kağıt duruyordu kutuda.
İlk kağıtta, “Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem” diyordu… Sırayla okudu; “Seni çok sevdim”, “Seni sevmekten hiç vazgeçmedim”, “Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.” “Fakat benim için ölmeni istemedim” “Şimdi bana söz vermeni istiyorum.” “Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?” son kağıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın… Ve son kağıtta şunlar yazılıydı:
“Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım….”
Benim Aşk Hikayem
Hayatımızı bizim yönlendirdiğimizi söylerler ama bu asıl hayattır bizi yönlendiren. Acıları, sevinçleri, kederleri hep hayat sunar kalbimize. Çünkü biz istemeyiz hayatın bizi yok etmesini. Kederini, tasasını acısını yüklenmek istemeyiz. İşte benim hikâyemde tıpkı böyle hayatın bana getirdiği yarımlıklarla dolu…
Onu ilk gördüğümde henüz 13 yaşında bir kızdım. Gönlüm o kadar sıcaktaki kafama hiçbir şey takmadan mutlu mesut yaşardım. Her şey yolunda derken işte o ölene kadar hatırlanacak gün başladı. Okulun son günleriydi en yakın arkadaşımla okulumuzun yanındaki parka oturduk o sırada iki arkadaş yanımıza geldi bana okla yeni birinin geldiğini eğer istersem onla çıkmamı sağlayacaklarını söylediler o zamanlar başka birini seviyordum onu kıskandırmak düşüncesiyle aramızı yaptılar aramızı yaptıkları çocuğu hiç umursamadım benim için hiçbir şey ifade etmiyordu sadece bir araçtı kıskandırma aracı hareketleri, kızmaları boştu. Bu oyundaki amacıma ulaştım en sonunda kıskandırdığım kişi bana geri döndü çıkmaya başladık bu arada hemen sevmediğim kişiden ayrıldım. Aradan aylar yılar geçti kıskandırdığım çocukla sadece üç ay çıktım ve ayrıldım ama sevmediğim kişiyle yılarca çıktım ayrıldım sayısı o kadar çok ki bizi birbirimize çeken bir kuvvet vardı. ona o kadar çok kötülük yaptım ama o hep yanımda oldu ne zaman biriyle çıkıp ayrılsam onda teselli buluyordum çünkü biliyordum o beni hep sevdi ayrılsak bile beni sevdiğini biliyor o bana yetiyordu taa ki bir gün ben onu yine yanımda isteyene kadar bu sefer gelmemişti artık sevmiyordu kendi de yazmıştı mesajında bitmişti artık her şey anlamlar buz parçası olup dağılmıştı anlamıştım ki sevmeyen oydu ben değil. Tam her şey bitti kabullendim derken yavaş yavaş kendime gelmeye çalışırken bir gün bir mesaj geldi çıkmak istediğini yazmıştı intikamımı alma zamanı gelmişti ama yapamadım o darma dagan olmuş kalbim buna izin vermedi yerine kimseyi koyamadığım yerine konmak istiyordu ama bir gün yine gitti hem de yalan söyleyerek bütün o kötü sözleri, başkasıyla çıkışlarını, arkadaşıma teklifini, yüz üstü bırakarak gidişlerini sindirdiğim kişi yine yapmıştı aynı şeyi ben yine boşluğa atılmış beyaz gül.
Gidişinin ardından gecelerce gözyaşı döktüm uyumadım aylar sonra yine onla ilgili yapılan kötü bir şakayla bayıldım bir kalp hastasıymışım. Doktorum üzülme dedi ama her şey boşken nasıl üzülmeyim nasıl güleyim içten bir gülücük atmayalı o kadar uzun zaman oldu ki ama artık beklemiyorum onu gördüğümde her gün yüreğime bir taş otursa da her akşam mezarında gözyaşı döksem de sevmiyorum onu artık gelse de boş benim için o öldü mezar yeri kalbimin en soğuk ve karanlık köşesi
Umudumu Yitirmedim Aşk Hikayesi
Sen yoksun gecelerim binlerce yıldıza bölünüyor. Uyku bana haram oldu. Hergün yüreğim güneşsiz yarınlara uyanıyor. İçime akıttığım gözyaşlarımı kimse görmüyor… Her yağmur yağışında damla damla düşer özlemin ıslanmak değil beni korkutan o damlalarda boğulmak. Yokluğun beni boğuyor. Öyle zor ki dayanmak sıkılırım, bunalırım isyan bile edemem sesim çıkmaz. Sevgilim neden yanımda değilsin ki? Çaresizlik diye birşey varmış hayatta. Bazen kendimle savaşıyorum seni sevmekten kurtulmalıyım diye. Seni sevmekten kurtulamazsam benliğimi yitireceğim ben ben olmaktan çıkacağım biliyorum. Geleceğe
dair umudumu yitirmedim henüz. Özleme, çaresizliğe, vefasızlığa ve tek başıma taşıdığım bu aşka rağmen yaşıyorum. Biraz da olsa hala yüreğindeysem, hala bana dair bir özlem varsa içinde ve hala aşk kırıntıları yaşatıyorsan içinde… SEVGİLİM N’OLUR ORADA DURMA!
Aşk Askerleri
Duvarları yıkmak istersin.bütün tabuları yerle bir etmek…
kim ne derse desin hayatı ilk defa yüreğinin sesinden dinlemek istersin.bırakırsın her şeyi bir kenara ve her şeyi göze alırsın. umudun tükendiği anda telaş da biter yüreğinde. artık zaman çok geçtir…umut tetiğini çekmiştir…beklenen kapıya gelmiştir…
“ne olursan ol gel”*** der yüreğin mantığına inat gözlerin
bakışlarıyla bitirir kavgasını,kirpikler artık birleşmeden bakar
karşındaki hayale ve sen belki de hayatında ilk defa bir şarkı
söylersin yürek sesinle… pembe tohumlar serpersin yüreğinin toprağına ve sularsın
mutluluk gözyaşları ile…umutla büyüsün diye…
uzak bir medeniyetin devrik krallığıdır artık sol yanın.yıkılır
yüreğinin kerpiç duvarları.bütün kilitler sökülür yürek kafesinden. başını sol yanına yaslarsın,ruhuna kılıf olan bedeninin hükmü yoktur artık.hayalin gerçeğe dönüştüğü andır o an.kızgın çöl kumlarından
yemyeşil bir vahaya uzanır bakışların.duygular; denizin kumundan sıyrılan milyonlarca kabarcık tanesidir,aynı noktadan devleşmek üzere yola çıkmış.tüm zamanlar anlamını yitirir gözlerinde,mutluluğun ayak seslerini duyarsın kirişte ve tenini yırtarcasına bir çığlık yükselir yüreğinden… GELDİ…
hayat en güzel oyuncağını sunmuştur sana,yaşlar titrer gözle-
rinde “Allah’ım ne olur bu düşsel yolculuğum hiç bitmesin” diye dualar edersin mum ışıklarında ve uçarsın.oysa ne kanat vardır be- deninde ne de bir akım savrulduğun göklerde…ruhun bedenine dar gelir.aniden aklına gelir arkanı döner yüreğine göstermeden silersin yalnızlığı avucundaki parmak izlerini…
Yanında yüreğinde,yüreğin kadar yanındadır.elini sol yanına
koyarsın ve sımsıcak sarılırsın en saf yanınla.çünkü artık oradadır.
ruhunda onunla olmanın mutluluğunu kelimelerle anlatamadığın için kızmazsın kendine.
isterse bütün saatler ayrılığı göstersin bütün dakikalar hüzünleri sen yüreğinde yaşarsın hayalindeki birlikteliği.adımların geçmişi sürüklemez ardından.her adım yeni bir nefes her nefes yeni bir heves için uzanır boşluklara.çırpınışın bittiği andır o an.
her kelime ayrı çizersin onu yüreğine her harfte başka şekildir.
bulutların pamuğundan damıttığın saf bir safrandır sevgin.öyle çok birikir ki içinde artık her anın onunla doludur ve mutluluk yüreğinin tek yoludur.
ıslandığın her yağmur damlasında gözyaşlarını görmezsin.yalnızlığın yasını tutmaz gözlerin uykusuz geceler boyu.soğuk odalarda kandil ışıklarıyla ısıtmaya çalışmazsın ruhunun üşüyen öteki yanını.her şey bir düş ötesidir.her şey bir izdüşüm.hani vardır ya “hayat bir film şeridi gibi gözlerinden akıp gitti” akıp gider zaman,sele kapılır bütün yoklar ve sen varların tadına alıştırmaya çalışırsın damaklarını.dudakların tebessümle
kıvrılır yukarı doğru. doğru zamanda doğru insanı bulmak adına…
yaşam perdesini yeniden açmıştır senin için.bambaşka bir dekor vardır karşında ve hayatı anlatan bambaşka bir senaryo AŞK ASKERLERİ gelmiştir ihtilal vardır duygularında isyan bitmiştir.yüreğin yalnızlığın köleliğinden kurtulmuştur artık
