Zamansız Kadınlar: Rosa Luxemburg

 

Zamansız Kadınlar: Rosa Luxemburg

Lenin’e kafa tutabilecek tek kadın olarak tarihin tozlu, naftalinli sayfalarına yazdıran bir kadın…
Tarihte derin, öyle ki hiçbir zaman silinmeyecek izler bıraktı. Zamansız bir Kadının gidişi de zamansızdı. Tam olarak gidişi diyemiyoruz. Zorunlu gönderilişi desek daha doğru olur. Sıkıyönetim kurallarına göre infaz sayılsa da bu Rosalia’yı geri getiremiyor.
İçinde iki dünyayı barındıran bir kadından bahsediyoruz. Ne inandığı uğrunda her şeyi göze aldığı davası için kadın olduğundan vazgeçti. Ne de içinde ki dişi için davasından vazgeçti. İki dünya da aynı anda varoluşunu tüm dünyaya ispatlamış bir kadın.
Rosalia 5 kişilik Yahudi ailenin bir üyesiydi. Babası küçük bir kızken babasının kollarında süzülüşünden olsa gerek Rosalia’ya kartal diye hitap ederdi. Bu küçük kartal büyüdüğünde de kartal oluşundan vazgeçmedi.
Yıllar sonra Polonya üzerine doktora tezi için araştırma yaparken, öldürülerek bir nehire atılana kadar kopamayacağı aşığıyla tanışır. Leo onu tanıdığın da her anlamda aç bir dişi görür karşısında. Bir heykeltıraş edasıyla elleriyle şekillendire bilecekti onu. Bu şekilde kadının üzerinde egemen olabilirdi. Ki öyle de oldu. Yalnız Leo’nun unuttuğu bir şey vardı. Rosa’nın içindeki güçlü dişi onun ördek yürüyüşlerini idare ediyordu. Kendisiyle alay edebilen bir kadından daha güçlü bir kimse olamaz. Ve Leo’onu eğitmeye başlıyor. Rosa kuru bir sünger gibi her şeyi kendine hapsediyordu. Leo’nun kendisi de dâhildi.
Rosa yıllar sonra aynı çatı altında nefes almaya zorlukla da olsa ikna etmişti. Çok geçmeden Rosa anladı ki onları ayıran ne mesafeler ne de uzaklıklar. Onların arasına örülen duvara Leo bizzat kendisi rehberlik etmişti. Leo artık her anlamda giderek geri plana çekiyordu kendisini. Özgürlüğü üzerinde bir tek egemen olamıyordu. Baş edemeyeceğini anlayınca pes eden Leo ayrı bir çatı bulur ve taşınır. Taşınsa da âşık olduğu kadından asla tamamen kopamadı. Rosa da aşığından kopamadı. Rosa’nın hayatına giren kişilerin hiçbir Leo kadar kalıcı olamadı. Aslında Rosa’nın tek amacı ne Leo’ya ne de Leo’nun aşkına ihtiyacı olmadığını göstermektir. Ki başarılı oluyor ki bir gün dayanmayarak Leo SENİ ÖLDÜREBİLİRİM diye tehtitler savursa da hiçbir zaman ona el kaldırmadı. Aksine sevdiği kadının öldürülmesinde kimlerin rolü olduğunu öğrenmek için araştırmak için çıktığı yolda kendi ölüm fermanını imzalamış bulunur. Yanı öldürmek şöyle dursun. Öldürüldüğünde bile peşinden gitti.
103 MEKTUP. Tam 103 mektup.
Aşkını, aşığını, tutkusunu, hayallerini, hüsranlarını, hayal kırıklarını, can acılarını, kanayan yaralarını, öfkesini yazdığı tam 103 mektup. Duet yaptığı diğer tarafın mektupları olmasa da. Her mektup karşı tarafın mektubunu yazdıklarını içinde saklıyor.

Eflatuns – Zamansız Kadınlar 2

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir